İnsanlar Bir Üretim Bandının Parçası Değildir. Starbucks-Çalışan İlişkileri

Jackson Brown “Şu Hayatta Neler Öğrendik Neler” adlı kitapçığında, ‘Çalıştırdığımız insanlara iyi davrandığımızda, onların da müşteriye iyi davrandıklarını öğrendim.’ diyor.

Starbucks da aynen bunu uyguluyor. Bir önceki yazıda da alıntılamıştık, Howard Schultz diyor du ki;

“….. önemli bir ders çıkardım, bir şirketin çalışanlarıyla arasında kurduğu güven ilişkisinden daha değerli bir şey yoktur” (G.İ.V. syf: 69)

starbucks_partnerler

Neden Starbucks Çalışanlarına Bu Kadar Önem Veriyor?

Howard Schultz Starbucks’ı ilk devraldığında Starbucks çalışanları zaten bir isyan modundaydı. Sebebi de Starbucks’ın eski sahipleri Gerald Baldwin ve Gordon Bowker‘ın yeni devraldıkları Peets Coffee & Tea ile ilgilenmesi, çalışanların sorunları veya istekleri ile ilgilenmemesiydi. Bir de üstüne yeni bir patron gelince hepsi tedirgin oldu. Howard Schultz bir şekilde onların güvenini sağlamalı, bir aile ortamı yaratmalıydı.

“İnsanlara bir ailenin fertleri gibi muamele et.”

Howard Schultz (G.İ.V. syf 140)

Peki Howard Schultz’un çalışanlara (partnerler) bu kadar önem vermesinin altında yatan sebep neydi? Howard Schultz’un babası hayatı boyunca işçi olarak çalışmış, bir yerlere gelmek istemiş ama gelememiş, sonunda da bir hastalığın pençesinde hayata gözlerini yummuştu. Bu olay da Howard Schultz’u çok etkilemiş ve babasının öldüğü gün çalışanlara çok iyi ortamlar sağlayacağına dair kendi kendine  söz vermiş.

“Şirketin başarısını, bu başarıya şirketteki herkesi katarak ve çalışanlarımızı dışarıda bırakmayarak inşa ediş tarzımız, bir şirket kurmanın doğru yolunun ne olduğunu gösteren harika bir örnektir.”

Howard Schultz

Starbucks’ın bakış açısından, iş yapmanın “doğru yolu,” çalışanları gerçek partnerler -şirketin kaderine ortak hissedarlar- haline getirmektir.

Starbucks en başta çalışanlarını (partnerler) büyük bir eğitimden geçirir. Çünkü partnerler Starbucks‘ın can damarıdır ve müşteriye (misafirlere) karşı Starbucks’ı onlar temsil etmektedir. Bunun farkında olan Howard Schultz çalışanlarının eğitimine, diğer şirketlerin harcadığının iki katı para ve zaman harcamaktadır. Çalışanlar, müşterilerle ilişkilerden tutun kahvenin tarihi, kahve hakkında bilgiler ve pek tabii ki kahvenin en iyi şekilde yapılmasına kadar bir çok eğitimden geçerler. Ve bu eğitimler bir kere değildir, süreç içinde de sürekli devam ederler.

Bildiğiniz ya da bilmediğiniz gibi Starbucks’ta franchising olayı yoktur. Nedir franchising? Mesela Burger King’in franchising sayfasına girip okursanız,  500.000 dolar ve gerekli diğer prosedürleri yerine getirdiğiniz taktirde Burger King’in şubesini açabilirsiniz.

Amerika’da şirketler bu yolla çok hızlı büyüyorlar, çünkü şirkete parasal olarak çok büyük katkıları oluyor. Fakat Howard Schultz bunu asla istememiş, çünkü franchising verildiğinde çalışanlardan bağının kopacağını farketmiş. Oysaki Starbucks “kahve değil, deneyim satıyoruz.” sloganı ile hareket ediyor. Deneyimi oluşturan da öncelikle çalışanlardır ve siz franchising ile çalışanları asla kontrol edemezsiniz. Mesela benim evimin yakınlarında Kahve Dünyası, Gönül Kahvesi, Neşve vs. gibi kahve dükkanları var. Hepsi franchising ile çalışıyor. Geçenlerde Gönül Kahvesine gitmiştim ve kötü bir personel davranışı ile karşılaştım. Siparişi alan olmadığı için, ben seslendim ve çalışan kişi de ‘Geliyoruz ulan bekle!’ gibi bir tavırla yanıma geldi. Şimdi Gönül Kahvesini kuran insanlar ve onların işlettiği yerlerde harika bir ortam olabilir (ve öyle olduğuna inanıyorum) ama franchising verince kişi senin markanla senin kadar ilgilenmiyor, ne demek istediğimi anladığınızı umuyorum.

starbucks_calisanlar

İnsanlar Bir Üretim Bandının Parçası Değildir

Howard Schultz’un şirketi devraldıktan sonra çalışanlar için yaptığı en radikal hareket yarı zamanlı çalışanları da sigortalı yapmak oldu. İlk önce buna o zamanın yönetim kurulu karşı çıktı, çünkü bu büyük bir masraftı. Fakat Howard Schultz bu masrafın ileri de kendilerine fazlasıyla döneceğini biliyordu.

Kurul kabul etti ve 1988 sonlarında yarım mesai çalışan herkese sağlık ödeneği ödemeye başladık. Bildiğin kadarıyla bunu yapan tek özel şirket, sonraları ise tek halka açık şirket olduk.

Howard Schultz (G.İ.V.syf: 161)

Bundan tam 6 yıl sonra dönemin Amerika başkanı Bill Clinton tarafından Beyaz Saraya davet edilmiş ve bu sağlık sigortası uygulamasından ötürü bizzat tebrik edilmiştir.

Türkiye’deki bir kaç Starbucks çalışanı ile sohbet ettim ve Starbucks’tan gerçekten memnun olduklarını gördüm. Bursa’da çalışan bir barista bana, ‘Daha fazla para veren bir yerde çalışma imkanım olduğu halde Starbucks’ta çalışmaya devam ediyorum. Çünkü burada bir aile gibiyiz, bizi önemsiyorlar’ dedi.

starbucks_bardagi

Starbucks Türkiye kahve elçisi Ersin Bey bana, ‘Burada otururken aniden içeriden bir alkış duyabilirsiniz. Bunun sebebi ya birisi bardak kırmıştır ya da biri başarısından dolayı alkışlanıyordur.’ Ne kadar hoş değil mi?

Starbucks Bölge Sosyal Sorumluluk Lideri Emre Bey de bana, Starbucks’ta çalışmanın sadece kahve servisi yapmaktan ibaret olmadığını söyledi. Her mağazanın bir kardeş okulu var ve onların ihtiyaçlarını karşılamak üzere sosyal sorumluluk liderleri ellerinden geleni yapıyorlar. Mesela bu, okulun aşınan kapılarını boyamak şeklinde olabileceği gibi, okul tuvaletlerine sabunluk takmak, çocukları hijyen konusunda eğitmek gibi şeyler de olabiliyormuş. ‘Hem bir şirkette çalışmak hem de insanlığa katkı yapmak çok farklı bir duygu’ diyor. Ayrıca Starbucks Tohum ve Otizm vakfı ile de ortak çalışmalar yapıyor.

İşe harika insanlar almalı, tutkularını ve becerilerini kutlamalı ve işlerini doğru yapmaları için onlara özgürlük vermelisin. İnsanların karınlarını doldurmuyoruz, ruhlarını dolduruyoruz.

Howard Schultz (G.İ.V. syf:172)

Ayrıca Starbucks’ın bir diğer farkı da; şirkette sürekli bir yükselme fırsatının sağlanmasıdır. Mesela kahve uzmanı olabilirsiniz, barista olarak başlayıp vardiya sorumlusu, mağaza sorumlusu, mağaza müdürü, bölge müdürü vs. olabilirsiniz, önünüz açık yani… Ve işe alım yaparken de okuduğunuz üniversite, referanslarınız vs. değil, sizin güleryüzlülüğünüz ve tutkunuz ölçülüyor. (Dürüst olmak gerekirse bunun Türkiye’de tam anlamıyla uygulandığını söyleyemem. Çünkü  Türkiye’deki Starbucks’larda daha önce hiç bir şirkette görmediğim kadar neşeli insanlar gördüğüm gibi tersi insanlarda gördüm ve bence bunlar çok dikkat edilmesi gereken unsurlardır.)

Başarının anahtarının tuttuğumuz adamların ellerinde olduğunu fark ettik. Daha önemlisi birlikte büyük şeyler başarabileceğimiz duygusuyla onlara, büyük rüyaya ulaşma arzusunu aşıladık.

Howard Schultz ( G.İ.V syf:102)

Starbucks’a barista (en alt seviye çalışan) olarak başlayıp bölge müdürü olan bir çok insan var, bu da insanlarda bir itici güç yaratıyor. Zaten büyüme imkanının olmadığı yerde problemler başlar. Çünkü büyüme insan ihtiyaçlarından biridir.

Madem Herkes Partner Olabilir, O Zaman Niye Çalışanlarımız Var?

Bu sözlerin sahibi Howard Schultz. Kelimelerin ne kadar önemli olduğundan başka bir yazımda bahsetmiştim. Bir gün Howard Schultz yukardaki ifadeyi kullanıyor ve çalışanlar ifadesini kaldırıyor, partnerlerimiz diyor, tabii bu sadece lafta kalmıyor.

“Artık bütün personelimize ‘partner’ diyoruz. Çünkü herkes Starbucks’ta altı ayını tamamlar tamamlamaz hisse senedi opsiyonları üzerinde hak sahibi olabiliyor.”

Howard Schultz (G.İ.V. syf: 149)

Starbucks partnerlerine yaptığı her türlü hizmetin karşılığını aldı. Onları en çok sevindiren olaysa 1992 yılında yaşandı. Starbucks çalışanları artık sendika tarafından temsil edilmek istemediklerini, çünkü şirketin çalışanlarla  ilgili her türlü poblemini çözüme kavuşturduğunu ve onlarla ilgilendiklerini söyledi.

Starbucks’ın partnerlerine yaptığı hizmetler mutlaka benim anlattıklarımla sınırlı değildir, ben gözlemlediğim ve öğrendiğim kadarını size aktardım.

Son olarak size buradaki amacımın çok mutlu bir şirket tablosu çizmek olmadığını belirtmek isterim. Burada anlatmak istediğim, çalışanlara gösterilen saygının her zaman geri döneceği, bu tür bir sistemin işleyebileceği ve son olarak da bunu her şirketin kendi içinde uygulayabileceğiydi.

Bir sonraki yazıda Starbucks’ın müşteriler (misafirler) için neler yaptığına bakacağız.

mutlu_starbucks_partneri

Related Posts with Thumbnails

19 Yorum

Özgür-lükEylül 10th, 2009 19:43

Teşekkür ederiz bu bilgileri bizimle paylaştığınız için.
Böyle şirketlerin olduğunu görmek ne kadar güzel, umarım diğer şirketler tarafından örnek alınır bu davranışlar.

Zehra T.Eylül 10th, 2009 20:38

Gerçekten teşekkür ederim bu faydalı bilgiler için. Birçok şirketin, buradaki yazılanlardan ilham alıp bunları çalışanlarına güzel bir ortam sağlamada kullanmalarını çok isterim. Bir insan işinde mutluysa, hayatının geri kalanında da mutlu olma ihtimali artar. Çünkü işindeki mutsuzluğu ya da sorunları günlük yaşantısına da yansır. Starbucks gibi bir firmada çalışan bir insan, işinde daha fazla mutlu olacağı ve daha fazla tatmin duyacağı için bu, gününün geri kalanına da yansır. Bu yüzden bir şirkette çalışanlara verilen değer, çok çok çok büyük önem taşır. Ben Starbucks’ı bu açıdan tebrik etmek istiyorum.

ENGİN.AEylül 11th, 2009 10:45

çok teşekkürler..

SametEylül 11th, 2009 15:08

Hakan bey çok teşekkür ederiz bu bilgileri paylaştığınız için.

Fırat DumanEylül 12th, 2009 10:32

Böyle firmaların olduğunu görmek çok güzel. Çünkü çalışanlar her zaman patronlarından şikayetçidir ve nedense aralarındaki problemler hiç bitmez. Starbucks bunu başarabilmişse ne kadar güzel. Yazı dizinizin devamını bekliyorum

CAÇEylül 12th, 2009 20:40

Paylaşım için teşekkürler
Devamını bekliyoruz..

ışılayEylül 13th, 2009 01:25

çok haklısınız çookkk…Şirketler kendilerine bir ayna tutsalar ;güçlü ve zayıf yanlarını,tehdit oluşturan yada gelişime açık yanlarını görseler ve bu fırsatları bir firmanın en önemli değeri olan çalışanlarıyla yaşasalar… :)

ErenEylül 13th, 2009 17:10

Bize güzel bilgiler verdiğiniz ve bunları bedelsiz paylaştığınız için çok teşekkürler

Adem GöksugüzelEylül 13th, 2009 21:27

İşte şirket dediğin böyle olması lazım, yoksa kısa vadede kazansa bile uzun vadede kazanamaz. Starbucks bunu başaran nadir şirketlerden birisidir…

Eline sağlık Hakan…

belginEylül 14th, 2009 01:10

ilk olarak İstanbul-Kadıköy’de tanıştım kendileriyle. Tam bir kahve sever olduğum için gittiğim her yerde aramaya başladım. Kadıköy’de 2 şubeleri vardı, 2 şubeyi de ziyaret ettim fark var mı araladında diye, yok aynı güler yüz.

Ardından Ankara-Kızılay’da karşılaştım. Hava buz gibiydi ve içeride yer yoktu 22.00 sularında. Dışarıda oturmak zorunda kaldık, başka bir yer arama ihtiyacı duymadan. Güvenlik görevlisi titrediğimizi görünce ısıtıcıyı getirip yaktı harika bir tebessümle. Ve orada dayanamayıp kalkıp içeriden müşterilerin doldurduğu formu alıp destan tadında bir teşekkür mektubu yazıp kutuya attım. 3 gün sonra bir ilgiliden mail aldım ve inanamadım :) Teşekkür ediyorlardı ve beni misafir etmek istediklerini iletiyorlardı. Henüz fırsatım olmadı ama biliyorum gittiğimde harika ağırlanacağım.

Hakan teşekkür ederim, gerçekten takdire şayan bir firma.
Özellikle tavuklu sandvicleri denemenizi öneririm, harikalar :) İçinde sevgi var. (çok uzun yazdım, pardon :) )

hakanmengucEylül 14th, 2009 08:33

Deneyimini yazman ne kadar güzel, yaz, istediğin kadar uzun olsun :)

Sevda DinlerEylül 14th, 2009 09:52

paylaştığınız için çok teşekkürler

Mükemmel PaylaşımEylül 14th, 2009 20:56

bunu yapabilen bir şirketin olması ne kadar da güzel

NehirEylül 17th, 2009 08:51

Oldukça açıklayıcı ve iyi hazırlanmış bir yazı.

[...] artırmak için yapıyor ya bunu, bu acı bir şey işte. Sevemiyorum o yüzden bu markayı. Farklı görüşler de yok değil bu konuda tabi. Sanırım birileri bir şeyi size iyi yönleriyle sununca yapmacık [...]

StarbucksAralık 3rd, 2010 13:20

Merhaba Hakan Bey, starbuks ile ilgili yazdıklarınızı okumak çok keyifliydi. Ancak sadece Değerler ve çalışanlar ile ilgili yazılarınızı okuyabildim. Diğerlerine ulaşamadım. Bizimle paylaşabilir misiniz?

JanelleAralık 14th, 2011 12:31

Your asenwr lifts the intelligence of the debate.

ZeynepAralık 17th, 2011 23:46

Yazıyı okurken bile keyif aldım, mutlu oldum.
Ben en iyisi mi Starbucks’a bir CV’ mi göndereyim :))

adımı verirsem işten atarlarOcak 6th, 2012 01:44

Ben 1,5 senedir Starbucks’ta çalışıyorum. İstiklal caddesinin girişindeki 3 katlı meşhur mağazada..810 maaş+günlük 10 tl yemek+ sigorta.. Bütün sosyal haklarım bunlar. Starbucks (Türkiye’ de) çalışmayı düşünenlere ön bilgi. Çalışma prensibi herhangi bir esnaf lokantasından farklı değil. İlk 2 ayınız tamamen bir komi gibi boşları toplayıp, paspas atıp, bulaşık yıkamakla geçecek. Daha sonraki dönemde ise onca kermekeşin içinde içecek hazırlamaktan fırsat bulduğunuz zaman az önceki saydığım işleri yapacaksınız ! Merak etmeyin, bütün bu saydığım işleri hergün yapmanız için fırsatınız olacak ! Hiç çalışanların güleryüzüne aldanmayın. Bu işte çalışabilmek için, çalışana yapılan bir dayatma. Ha neden çalışıyorsun o zaman hala diyeceksiniz. Tek artısı maaşlar günü gününe yatıyor ve Türkiye’nin istihdam sorunu ortada ve daha fazla risk almaya çekiniyorum. Tamamen köşeye sıkıştım yani…

Yorum Yapın

Mesajınız