Sürekli belli bir tonu tekrarlayıp mantra okuyan (bir çeşit dua) Tibetli Budistleri hatırlamış olanlarınız vardır, bu bir trans durumu oluşturur ki bunu günlerce sürekli tekrarlamak insanı tam bir derin transa sokar. İstanbul’da bir Budist ile tanışmıştım hem ondan aldığım bilgiler hem de yine Budist ritüelleri ile ilgili okuduğum yazılardan biliyorum, günlerce sadece belirli bir mantrayı okudukları meditasyon türleri var. Ve bu insanda özellikle dikkatiniz belirli bir noktaya yöneltilmişse, örneğin şifa, zihni berraklaştırmak vs. çok etkili oluyor.
Peki biz de o mantrayı mı tekrarlamalıyız? Tabii ki hayır. Ama onların kullandığı özellikle bir arkadaşımdan öğrendiğim ama daha yapamadığım overtone dedikleri bir ses tekniğini kullanmak çok ama çok etkili oluyor. Arkadaşım bu konuda yıllardır çalışmış, öyle bir ses tonu var ki mutlaka dinlemenizi isterim, o overtone tekniği ile konuşmaya başlayınca zaten ben transa giriyorum.
Önce kilisede çalınan müziğin ritmine değinelim. Dakikada 45-72 vuruşluk bir müzik, kalbin aynı süredeki vuruş ritmine yakındır ve bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki, hipnotik bir etkiye sahiptir. Uyanıkken değişik bir bilinç düzeyi yaratabilir. Bilincin uyanıklık halini tanımlayan beta düzeyinin karşısında, kişinin beta düzeyine oranla hipnotik telkine en az 25 kat daha fazla açık halde olduğu bilinç durumunu simgeleyen alfa’ya geçişi sağlamakta kullanılır bu müzik. Dinsel duygular zaten, daha tapınağa girildiği andan itibaren farklı bir bilinç durumuna geçişe hazırlar kişileri. Üstelik, önceki dinsel törenlerde ulaşılan bilinç düzeyleri, bilinçaltında anımsanarak, post-hipnotik bir tepki yaratır. Törenin başlamasını bekleyen insanlar gözlendiğinde, pek çoğunun rahatlama, hatta kendinden geçme işaretleri verdiği, gözbebeklerinin büyüdüğü, oturdukları yerde sallanmaya başladıkları, müzik eşliğinde ellerini ileri geri hareket ettirmekte oldukları görülebilir.
Bu tepkilerin verilmeye başlanması, artık sahneye yardımcı papazın çıkması için gerekli uygun ortamın oluştuğunu gösterir. Oldukça hoş bir ses tonuyla başlar vaaz.
Voice Roll Tekniği
Rivayete göre çoğu iyi eğitimli hipnotizörler olan Amerikalı avukatlar tarafından da, jüri üyelerinin kafalarına girmek için yararlanılan Voice Roll, hipnotistlerin insanları transa geçirirken kullandıkları kalıplaşmış ayarlı bir üsluptur. Konuşmacının, neredeyse metronom vuruş hızında konuşması ya da her bir sözcüğü monoton ve kalıplaşmış biçimde vurguluyormuşçasına seslendirmesi anlamına gelir. Sözcükler, kullanılan müzikte olduğu gibi dakikada 45-60 vuruş oranında söylenir ve bu da hipnotik etkiyi arttırır.
Son Bir Örnek
Bugün kitap fuarındaydım ve bir konferansa katıldım. Konferansı veren şahıs hem oturduğu yerden anlatıyordu hem de sürekli aynı ses tonunu kullanıyordu. Yani oturarak dikkatin hep bir noktaya odaklanmasını sağladı, aynı ses tonuyla da insanları transa girmesini sağladı.
Saat sallayan hipnotizörleri hepiniz hatırlarsınız, ya da hipnoz edeceği kişiyi bir mum ışığına ya da belli bir noktaya bakmasını sağlayan başka bir hipnozcuyu.
Dikkatinizi tek bir şeye yönlendirdiğinizde, bu bilinç alanının daralmasına neden olduğundan, bir çeşit trans haline girersiniz.
Şimdi sadece saat sallayan bir hipnozcuyu düşünmeyin, çok heyecanlı bir filmi izlerken de aynı trans durumuna giriyorsunuz, ya da en sevdiğiniz şarkıyı dinlerken, ya da resim çizerken, enstruman çalarken, akıcı bir roman okurken vs. vs.
Dikkatin Bir Noktaya Odaklanması ile Oluşan Diğer Trans Durumları
Bir korku filmini izlerken, (özellikle korku filmleri sizin transa girmeniz için ileride değineceğimiz bir çok trans oluşturma durumunu kullanıyor.) Son zamanlarda yayınlanan bir korku filmlerinden örnek verirsek eğer Paranormal Activity bu konuda çok iyi diyebiliriz.
Çok ateşli bir konuşmacıyı dinlerken, özellikle Hitler‘in konuşmalarını izlerseniz dinleyenlerin transa girmiş olduğunu görürsünüz.
Ya da bir akvaryumdaki balıkları izlerken, denizi, akarsuyu izlerken vs. vs. hep bir çeşit trans durumuna gireriz. Baştaki tanımlamayı hatırlarsak eğer, dikkatimizi bir noktaya yoğunlaştırdığımızda bilinç alanımız daralır bu da bir çeşit trans durumuna girmemizi sağlar.
Eğer bu çeşit durumlarla ilgili örnekler vermek isterseniz bu yazının altına yorum olarak yazabilirsiniz.
‘Hipnozun Yapısı ve Transı Oluşturan Durumlar’ yazı dizisine hoş geldiniz. Tahmini 8 yazıdan oluşacak yazı dizisinin ilk yazısında trans ve hipnozdan bahsedeceğiz. Yazı dizisi boyunca faydalandığım kaynakları sizinle son yazıda paylaşacağım, keyfini çıkarın.
Hipnoz dediğimizde aklımıza trans gelir, peki trans nedir?
Trans nedir?
Olağan bilinç durumundan başka bir bilinç durumuna geçiş. Bu transı çok net bir şekilde açıklayan kavramdır. Bilimsel çevrelerde farklı bilinç halleri olarak da tanımlanır. (Altered States of Conciousness)
Madem transı olağan bilinç durumundan başka bir bilinç durumuna geçiş olarak tanımladık, o zaman transa neden olan durumlar demek yerine bizi başka bir bilinç durumuna geçiren durumlar nelerdir? de diyebiliriz. İşte bu yazı dizisinde transa neden olan unsurları inceleyeceğiz, fakat önce trans konusunda bir kaç bilgi daha edinelim.
İnsanlar bana ‘Ben hipnoz olabilir miyim, transa girebilir miyim? Bu gerçek mi?’ diye sorduklarında, trans zaten gündelik bir durumdur diyorum, zaten binlerce kez trans durumuna girip çıkıyoruz, bir hipnozcunun yaptığı bunu daha profesyonelce yapabilmektir.
Bilimsel çalışmalar, yaklaşık her 90 dakikada bir trans anları yaşadığımızı gösteriyor. Bu biyolojik ritmimizin bir parçasıdır ve günlük hayatımızın o yoğun koşuşturmasında bir kaç dakikalık dinlenme sağlamaktadır.
Müzik dinlerken, şarkı söylerken, puzzle yaparken, resim çizerken, enstruman çalarken, bir konu hakkında derinlemesine araştırma yaparken, akıcı bir roman okurken, akıcı bir filmi izlerken zaten hep trans konumuna giriyoruz. (Bu bilgi yukarıda bahsettiğim durumları zevk alarak yaptığımız durumlarda geçerlidir.)
Yani son olarak şunu anlamanızı isterim, trans gündelik bir durumdur, zaten sürekli transa girer ve çıkarız. Hipnoz durumlarında veya benim öğrettiğim Hızlı Hipnoz Tekniklerinde bunu sadece daha hızlı ve daha profesyonelce yapabilmeyi öğreniyoruz.
Transı anladıysak eğer bir sonraki yazıya hazırız demektir.
Fikir Atölyesi adlı bloguyla insanlarla, hiç bir karşılık beklemeden bilgilerini, deneyimlerini paylaşan sevgili Tunç Kılınç’ın bir videosu ile karşılaştım.
Yazının başlığını neden ‘Sil Baştan Yaşamak Lazım Bazen’ diye koyduğumu videonun sonunda anlayacaksınız. Ayrıca aşağıdaki video ile ilgili olan yazısına da buradan bakabilirsiniz. Şimdi sizi Tunç Kılınç’ın videosu ile başbaşa bırakıyorum;
Hipnotist profesyonel bir şekilde hipnoz uygulayabilen kişiye denir.
Genelde sahne hipnozcuları hipnotist’dir. Hipnotistler bazı post hipnotik telkinleri de uygularlar, örneğin isim unutturma, sayı unutturma, baş ağrısını geçirme, olmayan bir şeyi varmış gibi gördürme vs. vs.
Hipnoterapist kimdir?
Hipnoterapist, hipnoz ile davranış değişikliği ya da tedavi uygulayan kişidir. Bu alan biraz daha karmaşıktır çünkü işin içine kişinin inançları, kimliği, kuralları vs. vs. girmektedir ve hipnoterapist bu konuda deneyimli ve uzman olmalıdır.
Misafirlerimize Doğan Ergin'in 'Gündüzlerimin Bir Geceden Kalmadı Farkı' eserini Ney ile üfledim, Zehra da söyledi, şu an mest durumdalar :) 07.03.2010