İlk Yazı

Bu ilk yazım. Tarih 25 Ağustos 2009

Bakalım sitemiz ne kadar zamanda, ne kadar büyüyecek.

17

Hikayem

Haylaz, yaramaz, meraklı bir çocukmuşum. (her çocuk gibi)

5 yaşında matematik problemleri çözüyordum. Hatta annemin arkadaşları telefonda beni isterler, bana matematik soruları sorarlardı. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Okula başladım ve matematiğim hep 1  geldi. Daha o zamanlar ailem, okulun bana göre olmadığını anlamalıydı ama anlayamamışlar. Net söylüyorum, hayatta ne öğrendiysem okulun dışında öğrendim ve üniversite dahil okulu hiç sevmedim, zorla gittim. Okul bana göre değil, okul tipi insanlar da var, okul kötü demiyorum, sadece bana göre değil. (İnsanlar karmaşıktır, her çeşit insan vardır, sorun insanları tek bir sisteme uydurmaya çalışmaktır.)

Daha ilkokul zamanında acayip şeylerle uğraşmaya başlamıştım bile. Bu arada lise dahil Türkçe derslerini hep kompozisyon dersi sayesinde geçmiştim. Çünkü orada yaratıcılığımı gösterebiliyordum.

12-13 yaşında ailemin sevmeyeceği bir oluşumun içine girdim. Her ne kadar şu anda o fikirleri benimsemesem de şimdiki hayatıma çok katkısı oldu. Oluşumun içine girdikten sonra en yakın arkadaşlarım benden 10 yaş büyük insanlar oldu ve onlarla birlikte vakit geçirince kendi yaşıtlarımdan koptum. Ben artık büyük meselelerle uğraşıyordum. Yok kız muhabbeti, yok gruplaşma, yok atari oyunları… hep bunlardan uzak kaldım. (uzak kalmamın ceremesini de ileriki yıllarda özgüven eksikliği olarak çekecektim)

Neyse ben alacağımı aldıktan sonra o oluşumdan ayrıldım ve yeni şeylerle uğraşmaya başladım. Yaşım 16, elime geçmemesi gereken bir kitap geçti :) Dominique WebbHipnoz ve Psi Olguları Kitapta hipnozun hiçbir tehlikesi yoktur yazıyordu.

Ben ne yaptım? Önüme gelene, ‘Seni hipnoz yapabilirim, yapayım mı?‘ diyordum. Onlarda, ‘Ben asla hipnoz olmam‘ diyorlardı. Ve macera böyle başladı. Kitaptaki her şeyi uyguladım, isimlerini unutturdum, onları farkhipnoz_ve_psi_olgulari_dominque_webblı kişiliklere soktum, bilinç deneyimleri yaşattım vs. vs. Hatta işi o kadar abarttım ki hipnoza inanmayanlara gösteriler yapıyor, üç kişiyi aynı anda hipnoz yapıyordum. Şimdi şaşıyorum kendime, ne cesaret. Kendimden o kadar emindim ki, neredeyse bir tane bile başarısız denemem olmadı. Kendime bir iple kolye ucu ayarlamış, insanları onu sallayarak hipnoz ediyordum. Yıllar sonra sertifikalı hipnoz uygulayıcılarına bu yaptıklarımı anlattığımda çok şaşırdılar, kendileri bile bu kadar çok şey yapamamışlar. Peki bu kadar başarılı olmamda etken neydi? Deli Cesareti :) Yapamayacağım konusunda şüphem yoktu, kitaptaki adam yapmışsa ben de yapardım… Deneyimlerim aşağıdaki sözle çok uyuşuyor.

“Aerodinamik biliminin kurallarına göre bir kelebeğin uçamaması gerekiyor. Ama kelebek bunu bilmiyor, bu yüzden de uçuyor.”   Vincet Eades

Sonrasında efendim ben Klasik Hipnoz ile bir çok şey denememe ve değişim sağlamama rağmen, değişimlerin kalıcı olmadığını 1-2 gün sürdüğünü gördüm ve kullanmaktan vazgeçtim. Şimdi sadece Ericksonian Hipnoz ile ilgileniyorum ve Ericksonian Hipnoz yazı dizimi buradan görebilirsiniz.

Müzik Hayatıma Giriyor

16 yaşlarında annem evde daha fazla vakit geçirmem için bana klavye (org) aldı. Benim de kötü bir huyum var, bir şeyi hobi olarak devam ettiremiyorum, istemesem de onda uzmanlaşıyorum.

İlk günler orgu kurcalıyordum, sonra iyice merak sardım ve bir sene sonra hakanmenguc_muzikartık düğünlere bile çağrıldım. (asla gitmedim)Ardından piyanoya geçtim ve klasik müzik parçaları çalmaya başladım. Daha sonra klavye (org) öğrenmiş olmak bana çok şey kattı. Bir Jazz grubunda çaldım, YG 21 diye bir oluşumda müzik yönetmenliği yaptım (19) Türkiye’nin ilk Hint müziği grubunda (21) klavyeli bir çalgı olan Harmonium çaldım ve grupla birlikte Uluslararası Festivallere gittik.

Bir gün piyano hocama, ‘Ney enstrumanını çok sevdim, sizce öğreneyim mi?‘ dedim. Hocam bana, ‘Asla!, sakın. Türk müziği bile dinleme, kulağını bozar‘ dedi. Ben de peki dedim ve bir hafta içerisinde Ney aldım.  :) İlk neyim plastik bir Neydi ve fiyatı 10 TL’di. Ney’de o kadar azmettim ki başladıktan 7 ay sonra yerel bir tv programında çalabilecek seviyeye geldim. 5 yıldır Ney çalanlara ben daha 1,5 yıllıkken Ney dersleri verdim. Mükemmel bir hocam olmuştu, adı Zinnur Kanık.

İnsan Psikolojisinde Ustalaşıyorum

Ben Hint Müziği ile uğraşırken bir yandan Hint Felsefesini de öğrenmeye başladım. Ve yogaydı, meditasyondu, nefes teknikleriydi, tüm bunları bizzat ustalarından öğrendim. (Usta çırak ilişkisi) Ardından Zen, Tao gibi felsefelertao_zen_hakanmenguc üzerine de çalıştım. Tao ve Zen’i o kadar iyi öğrenmişim ki, bunu ancak bir Tai Chi Chuan konferansına katıldığımda anlayacaktım. Hoca Tai Chi yaptırmasına rağmen bir çok şeyi hatalı ve eksik söylemişti, çıkışta kendisini uyarmıştım.

Daha önceleri zaten insan psikolojisi ile ilgilenen ben, doğu felsefelerini de öğrenerek iyi bir altyapı oluşturdum. Sonraları NLP ile tanıştım, NLP Eğitmen sertifikası aldım ama gerçek NLP’nin ne olduğunu John Grinder ve Richard Bandler‘in kitaplarını okuyunca anlayacaktım. Ve bir gün karşıma Anthony Robbins çıktı ve hayatımda büyük bir iz bıraktı. Çünkü her yönden çok sevdiğim bir adam bulmuştum, ayrıca İçindeki Devi Uyandır adlı o kalın kitabını neredeyse 20 kere okumuşumdur. Hala daha kendisini blog‘undan büyük bir heyecanla takip ederim.

Tabii bu arada ben öğrendiklerimi insanlarla paylaşmaya ve seminerler, workshoplar düzenlemeye başladım. Çok farklı insanlara koçluk yapıp seminerler verdim ve insan davranışlarıyla ilgili çok şey öğrendim. Doktorlardan, fabrika işçilerine, üniversite hocalarından lise talebelerine kadar herkesle çalıştım ve her çalışmada kendimi daha fazla geliştirdim. İlk çalışmalarıma bakınca şimdi çok acemice gelmesine rağmen insanlar çok mutlu ayrılıyorlardı.

Sıkıntı Dönemleri

Öyle bir olay yaşadım ki, çok ama çok zor duruma düştüm. Fazla deşmek istemiyorum ama sokakta kaldım diyebilirim. İşte o an önümde iki seçenek olduğunu hissettim; Hayata küfredebilir, adaletsizliklerden yakınabilirdim ya da öğrendiklerimi uygulamak ve işe yarayıp yaramayacağını görebilirdim. Ben ikincisini seçtim ve bugün o yaşadıklarımdan çok şey öğrendiğim için mutluyum. (Bu konuyu bilerek fazla açmadım, gerek yok, sadece gümüş kaşıklarla büyümediğimi bilin yeter)

Özgüven Eksikliği

Bir zamanlar insanlardan uzak durmamı gerektiren bir inanca bağlı olduğum için özgüvenim sıfır değil -1′di. Bir kişiyle konuşurken heyecanlanan ben, 800 kişi önünde rahat bir şekilde konuşur duruma geldiğim ve kendimde bu değişimi gördüğüm için insanlara bunu daha bir inançla anlatıyorum.

Yazarlık ve Tiyatro

———-

Çılgınlıklar

Denemekten ve hata yapmaktan asla korkmam. Ve çılgınca şeyler yapmanın insanı ne kadar geliştirdiğini bilirim. (Hatta bana göre bir eğitmende olması gereken en önemli özelliklerden birisi budur) Seminerlerimde insanların daha iyi anlamasını sağlamak, onlara unutulmaz bir deneyim yaşatmak için, tamamen kendi kendime öğrendiğim çılgınca deneyimler yaptırıyorum. (Videolardan modelleme yaptım) Neler bunlar?

- Ateş Üzerinde Yürüme (sadece uygun ortam olursa)

- Cam Üstünde Yürüme ve Zıplama (her zaman, her yerde)

- Boyunda İnşaat Demiri Bükme (her zaman, her yerde)

- Parmaklarla Sandalye Çalışması (her zaman, her yerde)

- Kaşık, çatal vb. yüzde tutma, bükme vs. (her zaman, her yerde)

Bu yukarıda yaptırdıklarımın hiç bir tehlikesi yok, zaten öyle bir tehlike olsa yaptırmak benim de zararıma olurdu.

hakan_menguc_boyunda_demir_bukme

ates_yuruyusu

hakan_menguc_seminer

hakan_menguc_canakkale_18_mart_universitesi

Marka Yönetimi ve Başarı Stratejileri

Ayrıca lisans eğitimimde pazarlama, marka yönetimi gibi konularında ders almış ve bunun üzerine Starbucks, Ritz Carlton, Google, Apple vb. firmaların yönetim, yayılım ve marka stratejileri üzerine çalışmalar yapıp, uzmanlaştım. ( Bu konudaki yazı dizime buradan bakabilirsiniz.)

Related Posts with Thumbnails

3 Yorum

AylaAğustos 26th, 2009 09:51

Hayırlı olsun, umarım en güzel yere gelir.

cananEylül 10th, 2009 10:16

…” Sevgili Günlük,

Yeni başladığım okulda hergün hayata bakış açısı ve bilgelik konularında yeni birşeyler öğreniyordum.Öğretmenlerimiz bize biz olmayı öğrenmenin önemini vurguluyordu. Yaratıcılığımız besleyecek meslekler edinmemizi bu şekilde daha verimli hayatla daha barışık olabileceğimizi yazdıkları yazılarla irdeliyorlardı.Ayrıca bu okulda sıkı gönül dostları edinmiştim.Öyle tanıdık ve samimiydilerki sanki onları eskiden beri tanıyordum.Şimdilik ne yazıkki onlarla sanal ortamda sohbet edebiliyorum..Hele bir Öğretmenimle öyle çok çok ortak yanım var ki.Hayatında bilhassa ilkokul yıllarına dair örtüşen yanlarımız var.Ve…, şu,… biranda kendini bulduğu oluşum bi de ailesinin onaylamadığı bazı yanlar ve suçluluk hissetitği konular…:)) ve birileri beni aman onaylasın diye bitiridiğim okul.Bu esnada da Jiddu Krişhnamurtiyi keşfettim.İnsanlarla ilişkilerimizde ve hayata dair ne tür şartlandırmalarla hareket ettiğimizi anlatıyor kitaplarında..Onun da kitaplarının çoğunu okumaya karar vermiştim.Çünkü ilişkilerimde yanlış yoldan yürümek istemiyordum…Ve gözlerim günlük.!!!Gözlerim..!!!.anlıyor musun sanki bir mucize kapımı çaldı.Doktorların çizdiği felaket senaryoları bir anda yok oldu.Bana diğer öğretmenimden bu konu da öğrenmem gerekenler bir bir ayağıma kadar geldi.İşte sevgili günlük, hayatımda yaşadığım rönesans ve reformları sana bir bir anlatacağım..Ve bilgeliğin sınırlarını genişlettikçe hayatımın ne kadar kolaylaştığını da.
Yaşasın hata yapma özgürlğü
Yaşasın içsel özgürlik
Sevgiler
Canan ÇELİK.”…..
:)))

Mustafa Oğulcan AlımcıAralık 16th, 2009 23:13

Yaşamıma çok şey katıyorsun çok teşekkürler:)

Yorum Yapın

Mesajınız